21 Ocak 2010 Perşembe

19 Ocak

Olayın uzerinden 2 gun gecti biliyorum ama yazma hissini kendimde anca buldum. Iki gun once Hrant Dink.in katledilişinin 3. yıldönümüydü. Hrant Dink.. Bazıları için hiç bir önemi olmayabilirdi onun, aslında önemli biri olmasını da beklemiyorum açıkçası. Ben de tesadüfen tanımıştım onu. (birebir değil yazıları ile).

Küçüklüğümde yaşanan faili meçhulleri hatırlamıyorum pek... Kendimi bilmeye başladığımdan beri 3 toplumca bilinen yazar bir de önemli bir kaç terör saldırısı oldu.. Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu suikastler; danıştay saldırısı ve tabiki Istanbul'daki sinagog saldırıları. Ama hrant dink.in yer ayrıydı bu seri de. Ingilizce 101 alıyordum. Konu olarak 11Eylul sonrasında değişen dunya ve türkiye konusunu seçmiştim. Açıkcası eskiden daha ilgiliydim siyasi, toplumsal olayları, belki de bilgisizliğin verdiği açlıktan olsa gerek. Derste konu 301. madde diye bilinen tck.nin türk.lüğe hakaret adlı maddesi tartışılıyordu. Münazaralar yapmıştık, benim savunduğum tezlerden biri, yargılanan insanların toplum gözünde hedef olabilecekleriydi. Nerden bilebilirdim ki bunun gerçek olacağını.

Kitap ve makale okuma alışkanlıklarım daha yüzeyseldi o zaman. Populer kültür içindeki konulara daha meyilliydim ama değişim içindeydim.. Baba ve Piç romanını okumuş, elif şafak.ı keşfetmiştim ve geriye doğru kitaplarını okudum, radikalde yazarları takip ediyordum. O aralar dersin de verdiği etki ile dink.in yazılarını okumaya başlamıştım.

Ben böyle kendi içimde olaylar değişimler yaşarken, meğer ülke içinde bazı yerlerde, kurumlar ve kuruluşlarda artık ne denirse adına, ülke çapında değişimler yaratacak eylemler hazırlanıyormuş. O gün geldiğinde, gündüz tv izlememiştim. Msn.de arkadaşla sohbet ederken, bana bir ermeni yazarın öldürüldüğünü söyledi. Ermeni yazar.. kim olabilirdi ki? kaç ermeni yazar tanıyodum ki zaten.. içeri koştum ve o sahneyi gördüm, uzerine beyaz bişiler örtülmüş, ayakkabılarının altı delik bir adam öylece yerde uzanıyordu. Türkiyenin bir zengiliği daha, düşünen bir beyni daha yok olmuştu artık. Öldürüldüğü caddenin adı daha sonrada ülke gündemini hayli meşgul edecek bir addı; ergenekon caddesi. Annem falan tanımıyordu kim olduğunu o aydının. Ama benim için bu çok hazin bir andı. Derste fikirlerini savunduğum, yazılarını okuduğum, yeni keşfettiğim, hedef olabiliceğini dile getirdiğim bir yazar öldürülmüştü. ve sırf bir gencin duygularını kışkırttığı ve ermeni olduğu için. . .

Evet insan hayatı bu kadar kıymetsiz işte... Zor bir uğraştır yaşamak, zor işte..
Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'dan bir söz ile bitireyim.

"Marcos San Francisco'da bir eşcinsel,
Güney Afrika'da bir zenci,
Avrupa'da bir Asyalı,
San Ysidro'da bir Chicano,
İspanya'da bir anarşist,
İsrail'de bir Filistinli,
San Cristobal sokaklarında bir maya yerlisi,
Almanya'da bir Yahudi,
Polonya'da bir çingene,
Quebec'te bir mohawk,
Bosna'da bir barış yanlısı,
akşam saat 10'da metroda yalnız bir kadın,
topraksız bir köylü,
gecekondu mahallesinde bir çete üyesi,
işsiz bir emekçi,
mutsuz bir öğrenci
ve tabii ki dağlarda bir Zapatista'dır."

14 Ocak 2010 Perşembe

tesadüfler

Yeni kalktım, dun gec yatmıstım kendimce. Bir arkadasımın morali bozuktu ona bir nevi destek olmak icin, sohbet falan ettim onunla. Bugün bu dönemki tesadufleri ve biraz da büyük sandığımız çevremizin aslında ne kadar küçük bir döngü içinde oldugunu farkedeşiminden bahsetcem. Oh bi anda bir köşe yazarı edasina girdim. ehueh bir gun olurum umarım:)

Tesaduflere en başından, bu dönemin başından başlamak istiyorum. Sene başında iki tane küçük değişiklik yaptım ve bu değişiklikler hayatımı belki de cidden değiştirdi. Probability diye bir ders alıyorduk, onu endüstri section.ı ile alabilmek için bütün ders programımı değiştirdim. Ilk başlarda hic bir etksini görmemiştim. Diğer yaptığım değişiklik ise almama gerek bile yokken iktisat bölümünden bir ders aldım MicroEconomy. üç tane midtermim aynı gün olmuştu, ve microEconomy section.ımı değiştirebilirdim. Zaten sınıfa beni bağlayanda pek bir şey yoktu, pek bi kimseyi tanımıyodum, ama değiştirmedim kaldım o sectionda.

Şimdi bunların nasıl bağlantılı olduklarını ve bugünü nasıl değiştirdigini bir şekilde toparlıcam. Endustri secitonina geçerek her dersimi değistirmiştim. Yeni sınfımda, yeni insanlarla tanıştım bunlardan biri idildi. gerci o mu benle tanıstı ben mi onla tanıstım bilmiyorum artık:) onun sayesinde dilhan, fulya ve sayamadığım bir cok insanla tanıstım. ki bu yeni tanıstıgım insanlar benim aslında endüstri deki arkadaşlarımın arkadaşları imiş:) yılbasını onla (idil) ve onun arkadaşları ile geçirdim. yeni bir suru insan tanıdım. bunlardan biri de alkındı:) yılbaşında tanıştık ama sanki çok uzun zamandır tanıyor gibiyim kendisini, çok çabuk kaynaştık.

Şimdi olayın diğer tarafından yaklaşıcam ve her şey, ne kadar küçük bir çevrede yaşadığımızı ortaya çıkaracak. microEcon sınıfımı değiştirmedim demiştim ya. orda da başka biri ile tanıştım, barış. zaten o sınıfın dersin bana kattıgı şeylerden biri tabiki iktisat.a artan eğilimim diğeri de barıştı, gerçi sınıfta zaten yeni 2 kişi ile falan toplamda tanışmam da bir etmen ama olsun:) bu arada meger barışla alkında yakın arkadaşmış. isimler çok karıştı dimi :) ama ana tema burda herkes herkesi tanıyor, ve dünya çok küçük.

Görüldüğü gibi yapılan çok küçük seçimler, belki de hayatımızda çok fazla şey değiştirebiliyor. bir ayda bu kadar değişim yarattı, bakalım uzun vade de nasıl bir değişim yaratacak kim bilir?

Burada bitiriyorum, dün gece ve şu an dinlediğim şarkı ile: Travis-ReOffender

Son olarak, 19 ocak'ı unutmayalım.

10 Ocak 2010 Pazar

Sozlerimi geri alamam

Sozlerimi geri alamam, yazdıgımı bastan yazamam... Lise son zamanıydı zamanıydı takmıstım bu sarkıya. Bugun facebookta Sebnem Ferah-Bulutsuz Ozlemi beraber söylemiş. Bir saattir aynı sarkıyı dinliyorum, taktım sanırsam. Okul bitti, huzursuz bir heyecan ile notların açıklanmasını bekliyorum, ama pek umutlu değilim bu konuda.

Dun arkadaslar bize geldi. Tekila night.ti konsepti vardı aslında, keske olmasaymış. Benim kendi iç sloganım, genel olarak alkol alarak bu donemi unutmaktı. Tamam biras faydalı oldu ama daha kotu anılar bıraktı sanırsam biraz. Klozete sarılmıştım gece, kotuydu ya. Kendime dedim, demekki neymiş? iki shot peşpeşe yapılmazmış. Olsun bugun bana denildigi gibi, böyle böyle güçlencek bünyem.:)

Bugun yeni bir kitap aldım. Mahfi Egilmez: "Ekonomi Politikası" genel ekonomi konuları hakkında bilgi edinmek icin. Simdi ogrendim ki iktisatta okuyan bir arkadasım da bu kitabı gecen sene okumus. Demekki dogru yolda ilerliyorum.

Sarkı sozleri ile bitiriyorum. burası biras gunluk gibi oldu ama neyse artık

Sozlerimi geri alamam
Yazdıgımı bastan yazamam
Caldıgımı bastan calamam
Bir daha geri donemem
Akıyorsa goz yazım kurumasın
Dost bildik anılarım cagırmasın
Bir daha geri donemem
Hic bir kere hayat bayram olmadı yada her nefes alısımız bayramdı

8 Ocak 2010 Cuma

denemeler

bu ilk blog yazım ne kadar duzgun olur bilemem artık. Aslında yazı yazamyı cok severim, ya da sevidigimi dusunuyorum, bu ilk denemem olcak sanırsam. Aslında bir arkadasın etkisi ile girdim. kendisini tanıyalı gun itibari ile 8 gun oldu ama sevdim kendisini epey:) alkın bak benim de artık blog.um var:)) dun finallerim bitti, berbat otesi bir donem gecirdim, okul acısından. o konuda gayet mutsuzum, ancak diger yandan farklı bir sene oldu benim icin. yeni insanlarla tanıstım, cogunu sevdim epey. (dude senin yerin ayrı:) ) normalde ee muhendislik ogrencisiyim, bu donem hayatımda degisen seylerden biride bu olucak sanırsam. yavas yavas bir iktisat ogrencisi olmak istedigimden o bolume dogru kayıyorum hadi hayırlısı..

ilk yazım icin heralde yeterli bu kadar.. ilerleyen gunlerde gorusuruz artık.